bağzı güzel şeyler

bağzı güzel şeyler

Turşulaa turşulaa

Turşulaa turşulaa

anlayamadığım osmanlı seviciliği…

bence patlamış mısır film başlamadan önce yenir @rexx

bence patlamış mısır film başlamadan önce yenir @rexx

merak

belki şimdiye kadar tatmadığım şeyleri tadarım. o tatlara erişince başka tatları merak etmeye başlarım ve sonra başka tatları. onları elde etmeye çalışırken ne kadar anlamsız bir yükselme çabasında olduğumu fark ederim ve yaşam denilen süreyi sırf meraktan devam ettiririrm.
merak…
merak nasıl bir duygudur? merak, özellikle bireyin kendisiyle ilgili olmayan şeyleri öğrenmeye karşı duyduğu karşı konulmaz istek belki. kimi zaman ‘neler oluyor benim dışımda’ denir. bu; olanı biteni, olacak olanı, bitecek olanı ve olmuşu bitmişi anlayabilmek ve ne yapacağını bilmek yolunda bilgi sahibi olmaktır. birey, ne yapacağına, nasıl yapacağına, kendi aklı ve bilgisiyile, tecrübesi ve iradesiyle, salt sahip olduklarıyla karar verememe durumundayken
merak eder. nedir? nasıdır? nasıl omalıdır? bu sorulara cevap bulduğunda, kendi kaderini de tayin edecektir.
merak ne zaman bitecek? kimler merak etmez?
bana kalırsa bütün cevapların kendisinde olduğuna inanalar, kendileri dışında olan biteni merak etmiyorlar. merak ettikleri şeyler sadece hazlarını bulma yolunu açacak olanlar. bu nedenle, diğer bireyleri merak etmeyen birey, varoluşunun başkalarıyla ilintili olabileceğini düşünmez. kendi duygu dünyasını anlaması, kendini doyurması, kendini anlaması yeter. etrafından beslenir ve etrafının bir parçası olsa da, onları merak etmemesinin bir sonucu olarak, ince, naif, entelektüel olma eğilimindedirler. başları dik bir sıcakkanlılıkla yaşarlar. meraksız bir hayat, narsit bir insana işaret eder. narsist kişiliik bozukluğu… bu noktada bir etikete ihtiyaç duyanlar için birebir. çünkü ben merak ediyorum: bu adam, neden bu filmi çekti?
yaşamaya dair merak ettiği bir şey yoktu. etrafındaki o dostları, aşık olduğu o manyak kadınlar, muhteşem kardeşi, daha muhteşem olan yeğeni, bahsetmediği ebeveynleri, iş arkadaşları, o üretken, çalışkan beyinler, videosunu izleyecek olan bizler ve daha nicesi işte, neler yaşayacaktık? ben bu satırlara vuran parmak uçlarıma kadar giden yolda neler hissedecektim? kalpten, beyinden her ne ise işte bir oraganımdan neticede, neler yayılacaktı bedenimin geri kalanına?
kendinden sorumlu olan herkes, kendinden değil, kendisi olma yolunda onu kuşatan herkesten, herşeyden sorumlu işte.
bir narsistik kişilik bozukluğu, ortaya çok düşündürecek bir ürün bıraktı ve gitti.
gitti ve giderken de düşünmedi.
”kendimin katiliyim, haydi bulun beni atın içeri.”

ve bugün, çalıştığım yerden bir cenaze kalktı, gidemedim. csi:suicide

bir de, mehmet pişkin bana, iyi tanıdığım bir kadını hatırlattı. çok fazla.
uzak olmak bazen iyidir. etraflıca görürsünüz.

bela, bumerang. K. İle.

bela, bumerang. K. İle.

çiçekler var bir de, yine de.

çiçekler var bir de, yine de.

ritmik

ritmik

iyi gelmez, yazana da okuyana da

kimseyle ilgisi yok bunun, yalnızla ilgili.

size bir yalnızlık tanımlaması yapmak istiyorum. bir de ne istiyorum biliyor musunuz? bu kadar siyah duygudan arınacak şeyler yaşamak istiyorum, her tarafıma bulaşan bu kötümserlikten kaçmak…
kötümser demezler bana genellikle, onlara iyimser bir bakış aşılama gayretimden. onlara diyorum ki ben aslında ”sorunlarınız sorun değil, takılacak, tökezleyecek şeyler değil. bende var sorun dediğin. bırakın ben karamsar olayım, siz gülün eğlenin, çünkü karamsarlık hakedilir.”

size yalnızlıktan bahsetmek istiyorum, onlara karamsarlıktan bahsetmek istiyorum. hepinizin toplamına hepinizin, tüm iç yanığını açan, açtığını yazaduranların eteğini öperek.

masif, kesif bir acı varoluş demiştim bile daha önce, tekrara gerek yok. içimde sadece acı çekmeye esneyecek kadar yer var. bundan kurtulmak mümkün mü? eski formuna bürünür mü insan? doğduğu, o söz değmemiş formuna?

yalnızlık, donumun renginin, çektiğim acılardan daha mühim olduğu bir yerde yazı yazmak. ilgi odağı olmak için dudak büzmenin yetiği yerde olmak.

belki biraz, elde var birlerin bile elden düşmesi. olmaz dediklerinin olması.

987654321-sıfııır

insanın hayatını neler zorlaştırabilir?
devlet, patron, trafik, zamlar, baba, koca, hastalık, takıntılar ve daha bir sürü şey sayabilirim. tek bir şeyi sayamıyorum bunların içinde. o sayamadığım da benim hayatımı zorlaştırıyor işte.
roketi olan var mı?

festival gibisin devlet, katılmak istiyorum!

Değil mi ki korkudan dili bağlı sanatın,
Değil mi ki çılgınlık sahip çıkmış düzene,

festival gibisin devlet, [(gülmekten)katılmak istiyorum]. festivallerin de anlamını yitirmesine yol açıyorsun. iksv’nin ”politik bir karar değil” diyerek filmekimi listesinden çıkardığı ”the cut” hadisesinden sonra anlamalıyız ki indie sandığımız her hareket aslında bu düzene boynundan bağlı, michael moore gibi. (iksv tarafından verilen sorgulanası tek karar bu değil elbette).
hani altın portakaldan beklentim zaten sıfır, bana verseler suyunu sıkar içerim. ama bu kadar bariz bir boyun eğiş, bu kadar sorgulamadan uzak olma hali, bu hali de kanun hükmünde kararnamelere bağlamak falan, sanatta yönetmelik olurmu allasen?

sembolikli

sembolikli

tak tak

takma dişlerden korkuyorum. bu tanımsız bir korku değil öyle içim falan ürpermiyor. takma diş görünce korkuyorum çünkü bana kaybedildiği zaman yerine gelmeyen şeyleri hatırlatıyor. yerine konanın asla yerini tutamayacağı şeyler. diş gibi.
en baba teselli değil midir ‘kökü sende’.

ıkına sıkına

öyle saplantılı bir gün…
bir mucizeye ihtiyacım var sanırım o masada çalışabilmek için, ağaç. kim demiş hesaplaşmalar biter. kim demiş bana adımı en uzun, en canlı, en çok? zarar, ziyan, bütçe bilanço yalan. bulutlar gitti, coşklu bir güneş geldi. bana fazla. elle tutulur bir sevinç var üstümde, yazık. gitti gider. gönül deme bana, başkaları da duyar. uykusu gelir. filmler biter, oyunlar biter, sevişmeler biter. kaç milyon his aynı anda yaşandı, yazıldı, bilmeden ve bir tek bundan korkarak yazarsın. hevesin gider. neden bel bağladıysan, heves dediğin, haz gibi. temelsiz. sonsuz. akıl uçar uçar konar.
hakim olamazsın hayatına, adaletin yoksa.

Anneme yumurta

Anneme yumurta